Eskiçağ’da İstanbul’da Balık ve Balıkçılık

Eskiçağ’da Byzantion adını taşıyan İstanbul’un tarihinde balıkların ve balıkçılığın çok önemli bir yeri vardır. Boğaz (Bosphorus) üzerinde kurulmuş olması nedeniyle, Byzantion, ton, palamut ve uskumru gibi göç eden balıkların avlanmasında, gıda olarak tüketilmesinde ve ihracında Eskiçağ’ın en önemli merkezlerinden biriydi. “Ton balığı yurdu” olarak ün yapan bu koloni kentinin salamura (tuzlama) balığı hemen her yerde […]

Kuzey Amerika’nın İlk Taş Aletleri Arasındaki Uyum ve Kültürel Çeşitlilik

Smithsonian’a bağlı araştırmacılar, Kuzey Amerika’nın en eski insanları tarafından hazırlanan taş aletleri analiz etmek için yeni yöntemler kullanarak, bu araçların üretiminde yaklaşık 12.500 yıl önce başlayan, yüzlerce yıllık tutarlı taş aleti üretiminin uyumu, gelişimi ve çeşitliliğini araştırdı.

Bulgular, insanların Kuzey Amerika’nın yeni bölgelerine yayılmakta olduğu ve bir kültürel çeşitlilik dönemi başlangıcıyla farklı ortamlara adapte oldukları düşünülen bir zaman boyunca sosyal etkileşimde değişikliklere yönelik ipuçları sağlıyor.

National Museum of Natural History antropoloğu Sabrina Sholts’un ve Stockholm Üniversitesi’nden Sebastian Wärmländer’in önderliğindeki araştırma ekibi, Kuzey Amerika’da bulunan aletlerin yüzeylerdeki açılar ve kontürleri incelemek için dijital 3 boyutlu modeller kullandı. Bunu yaparken, noktaları üretmek için kullanılan tekniklerin daha değişken hale geldiği bir dönüm noktası keşfettiler. Bu çeşitlilik, seleflerine göre daha az fırsatta bulunabilen bağımsız araç üreticilerinin, başkalarından öğrenmeleri için araçları kendi başlarına nasıl hazırlamaya başladığına işaret ediyor.
Devamı hakkındaKuzey Amerika’nın İlk Taş Aletleri Arasındaki Uyum ve Kültürel Çeşitlilik

Yeniden doğsam arkeolog olurdum ama arkeolog değilim.

Crossrail Kapsamındaki Arkeolojik Araştırmalarda, Londra’da Yeni Bir Kilisenin Geçmişi Ortaya Çıkarıldı

Liverpool Caddesi’ndeki yeni Elizabeth hat istasyonunu kazan arkeologlar tarafından yapılan araştırmalar Yeni Silah Mahzeni’ndeki engellilere ve dini muhaliflere ait hikayeleri ortaya koyuyor.

Londra’nın en yeni demiryolu projesi olan Elizabeth hattı, arkeologlara başkentin tarihî açıdan önemli yerlerinden bazılarını kazmak için eşsiz bir şans verdi. 2009’da çalışmalar başladığından beri, Crossrail projesi, İngiltere’de gerçekleştirilen en kapsamlı arkeolojik programlardan biri olup, onbinlerce eser, hemen hemen her döneme ışık tutmaktadır.
Devamı hakkındaCrossrail Kapsamındaki Arkeolojik Araştırmalarda, Londra’da Yeni Bir Kilisenin Geçmişi Ortaya Çıkarıldı

Yeniden doğsam arkeolog olurdum ama arkeolog değilim.

Buckland Rings’te 2000 Yıllık Orman Köyü Bulundu

Güney İngiltere’nin Lymington kentinde bulunan Buckland Rings tepelerinde yapılan yüksek teknoloji destekli araştırmalar, kalenin surlarında 2.000 yıllık ev bulgularını ortaya çıkardı.

Araştırmalara, New Forest National Park Authority, yerel gönüllüler ve Bournemouth Üniversitesi’nden öğrenciler katıldı.

Modern Lymington’ın ataları sayılan bu topluluk, avcılık ve çiftçilikle uğraşmış ve toprak temelli yuvarlak yapılı ahşap binalarda oturmuşlardı. Devamı hakkındaBuckland Rings’te 2000 Yıllık Orman Köyü Bulundu

Yeniden doğsam arkeolog olurdum ama arkeolog değilim.

Sagalassos’ta 2 Bin Yıllık Çeşme Bulundu

Burdur’un Ağlasun İlçesi’ndeki Sagalassos Antik Kenti’nde 2 bin yıllık yeni bir çeşme yapısı bulundu.
Yukarı agorada yer alan Antoninler Çeşmesi’nin hemen önündeki zeminde bulunan çeşmede kazıları, Belçika Katolik Leuven Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Peter Talloen yürütüyor. Dr. Talloen, bu yılki kazılarda bulunan çeşmenin kendileri için de sürpriz olduğunu belirtti.
Dr. Talloen, “Antoninler Çeşmesi’ni 2010 yılında çalışır hale getirmiştik. Bu yılın sürprizi bu çeşme oldu. Antoninler Çeşmesi önündeki kalıntıda daha eski bir çeşmeye ait temel taşları bulduk. Bu çeşmenin tarihini öğrenmek, yapının hangi döneme ait olduğunu öğrenmek için kalıntının etrafından birkaç tane açma açtık.”
Devamı hakkındaSagalassos’ta 2 Bin Yıllık Çeşme Bulundu

Yeniden doğsam arkeolog olurdum ama arkeolog değilim.

3000 Yıllık Kumaş Parçası Levant Tekstiline Işık Tutuyor

Tel Aviv Üniversitesi arkeologları, İsrail çölünde bulunan kumaş örneklerinin, bölgede bitki esaslı tekstil boyamacılığıyla ilgili en erken kanıtları sunduklarını ortaya çıkardı. Arava Çölü’ndeki Timna’da bakır cevheri bölgesinde bulunan ve M.Ö. 13.-10. Yüzyıllara tarihlenen kumaş örneği bölgedeki tekstil boyamacılığı ve ticaretine yeni bir bakış açısı getirdi. Yünlü ve keten parçalar sofistike bir tekstil endüstrisine ışık tutuyor […]

Yandex.Metrica