Arşiv
Milas’ta, Hisarbaşı Tepesinin doğu yamacında, büyük terasın ortasındaki podyum üzerinde yükselen ve üstünde leylek yuvası olan bir sütun bulunur. Bu sütunlu teras, yöre halkınca yıllardır “Uzunyuva” diye adlandırılmış ve öyle anılmıştır. Burdaki sütun uzun yıllardır bulunduğu podyumun bir parçası sanılıyor ve podyum da bir tapınağın stylobatı sanılıyordu. Bu konuda, yakın geçmişe kadar kapsamlı bir araştırma [...]
Antik dönemde ustalar harç ve sıvaların dayanırlıklarını arttırmak için harcın içine kan, yumurta, albümin, peynir, reçine gibi organik veya pişmiş toprak gibi (Kırılmış ve öğütülmüş olarak ) inorganik maddeler eklerlerdi. Bu maddelerden bazıları sertleşmeyi sağlamak, bazıları sertleşmeyi geciktirmek, bazıları ise sertleşmeden sonra dayanımı arttırmak için kullanılmıştır. Bazı yerlerde ise saman, bitki lifleri, hayvan kılları hatta [...]
Taşıyıcı kolon dizileri (colonnade) veya tamamen kesme taş duvarlar Roma işçiliğinde nadir olarak görülmektedir. Augustus Forumu’nu çevreleyen duvar kesme taş duvara güzel bir örnektir, Augustus dönemindeki küçük Hellenistik tapınaklarda (Forum’daki Castor Tapınağı gibi) örneklerine rastlanmaktadır. Romalılar kesme taş yapımına pratik katkılarda da bulunmuşlardır. Örneğin her bir frizi birbirine bağlayarak, arasında yer aldığı her bir kolona [...]
Bazı yapılar vardır, başlarından geçmeyen kalmamıştır. İlk yapıldığında kilisedir sonra camii olmuştur.Bir evdir fakat sonra müze olmuştur.Fazla uzağa gitmeyelim,tarihi kadar sorunlarıyla da önemli Ayasofya,önce kilise sonra camii en son da müze olmuştur.Bugün AyaSofya’nın ne demek olduğu bile bilinmez birçoğu tarafından.Kimisi bir aziz zanneder ,kimisi islamik bir terim….Her ne kadar müze olsa da ,bir hristiyan İsa [...]
Seferihisar İlçesine 5 km. uzaklıkta bulunan Sığacık Köyünün bir kilometre güneyinde bulunan Teos’taki Dionysos Tapınağı’nın mimarı Vitrivius’a göre Hermogenes’tir. Tiyatro ile ilişkisi olamayan bir yerde, Hellenistik kent duvarlarına yakın bir yerde stoa ile çevrelenmiş bir temenos alanının batısında yer almaktadır. Stoa kuzey ve güney yanlarda dor, doğu ve batı yanlarda ise ion düzeninde inşa edilmiştir. [...]
Eski Yunan mimarisinde kullanılan üç temel mimari düzen Aiol, İon, Dor ve bu düzenlerin karışık kullanımı sonucu ortaya çıkan formlarda görülmektedir (Korinth Düzeni, Karyatit Düzeni vb.). Roma mimarisinde Eski Yunan düzenleri kullanılmaya devam etmekle birlikte bunlardan esinlenilerek yeni formlar ortaya konmuştur. Bunların en başında “Karma” ve “Roma” olarak da adlandırılan “Kompozit Düzen” gelmektedir.
Antik Yunan tapınağının prototipi Erken Tunç Çağı’nda ortaya çıktığı kabul edilen dikdörtgen ya da kare biçimli bir iç mekân ile bir ön dehlizden oluşan “megaron”dur.
İon düzeninde dor düzenindeki kadar katı kurallar olduğu söylenemez, bölgelere özgü farklılıklar görülebilir. İon düzeninde yapılan ilk örnekler M.Ö. VI. yy. civarında, İonia’da görülmeye başlar. Temelden krepidomaya kadar olan bölüm dor düzenindeki gibidir. Yalnızca krepidomada basamakların alt kenarı hafifçe yontularak ışık gölge etkisi sağlanmış ve dor düzeninden daha plastik bir görünüm kazandırılmıştır.
Antik mimaride kullanılan düzenlerin en eskisi olup M.Ö. VI. yy. da başlamıştır. Başlangıçta yapı malzemesi olarak ahşap kullanılmış daha sonra taş mimariye geçilmiştir. Taş mimariye geçilen ilk dönemlerde çatı geisondan itibaren ahşaptan yapılmaya devam etmiştir. Dor düzeninin uygulandığı tapınak yapımına yapının temeli olan stereobat ile başlanır. Stereobat toprağın altında kalan kısmı olup üst yapı çiziminde [...]



Son Yorumlar