Strabon’da Ana Tanrıça

XII.5.2.:

“Pessinous, dünyanın o kısmındaki en büyük ticaret merkezi olup büyük saygı gören “Tanrıların Anası”na ait bir tapınak buradadır. Ona Agdistis derler. Eski devirlerde rahipler aynı zamanda hükümdardı ve rahipliğin sağladığı nimetleri onlar topluyorlardı. Ama şimdi ticaret merkezi hala ayakta durduğu halde rahiplerin yetkileri azalmıştır. Kutsal bölge, Attaloslar tarafından kutsal bir yere yakışacak şekilde, tapınak ve beyaz mermerden portikler ilave edilerek yapılmıştır. Romalılar tıpkı Epidauros’taki Asklepios’a yaptıkları gibi, Sibyl’in kehaneti doğrultusunda oradaki tanrıçanın heykelini almak üzere girişimde bulunarak tapınağı ünlü kılmışlardır.”

 

Romalılar II. Kartaca/Pön Savaşı sırasında girdikleri sıkıntılı dönem karşısında Sibylla bilicilerine ve onların kehanet kitaplarına (Sibyllini Libris) başvurarak bu doğrultuda hareket etmeyi seçmişlerdir. Buna göre Romalılara Anadolu’da bulunan Phrygia’nın tanrıçasının Roma’ya getirilmesi halinde düşman kuvvetlerin geri çekilmesinin sağlanabileceği tavsiyesini almışlardır. Bunun üzerine Roma’nın yüksek rütbeli devlet adamları tanrıçayı simgeleyen siyah göktaşını, Pessinous’taki (bugünkü Ankara-Eskişehir karayolu üzerindeki Sivrihisar’ın 16 km güneyindeki Ballıhisar’da, eski Kral Yolu üzerinde bulunmaktadır) tapınağın koruyucusu bulunan Pergamon kralı Attalos’tan almak üzere yola çıkmış ve söz konusu taş M.Ö. 204 yılında görkemli bir törenle Roma’ya getirilmiştir.

 

 

Aynı yerde:

“Kybele ismini Kybelon Dağı’ndan aldığı gibi Dindymene ülkesi de ismini üst tarafındaki Dindymon Dağı’ndan almıştır.”

 

Kybele ismi Kybelon Dağı ile ilişkilendirilmiş olup ismin bir topnymden türediği anlaşılmaktadır. Yine Pessinous yöresindeki Dindymon Dağı (Günyüzü Dağı) Phrygler tarafından kutsal sayılmış olup bu dağ ile Agdistis Dindymene olarak da bilinen Ana Tanrıça arasında bir ilişki bulunduğuna inanılıyordu.

 

XIII.2.6:

“…O halde Pergamon çevresindeki kayalık ve çıplak Aspordenon Dağı’na da Asporenon dememiz gerekir. Bu dağın tepesinde Tanrılar Anası Asporene’ye ait bir tapınak vardır.”

 

Bugün Mamurt Kale olarak anılan Ana Tanrıça Kutsal Alanı’nın üzerinde bulunduğu Aspordenon Dağı bugünkü Yund Dağı’dır. Pergamon’daki Meter Aspordene tapınağının varlığı Schuchhardt’ın 1887 yılında yaptığı çalışma sırasında Mamurt Kale harabelerinin ortaya çıkarılması ile kanıtlanmıştır. 1909 yılında tapınak alanında yapılan kazılarda bulunan bir architrav üzerindeki yazıtta: “Attalos’un oğlu Philetairos (bu tapınağı) Tanrıların Anası ‘na (sundu)” ifadesi geçmektedir. M.Ö. III. yy.a tarihlendirilen architrav üzerindeki adak yazıtından tanrıçaya ait Mamurt-Kale’deki kutsal yapının ilk hükümdar Philetairos tarafından kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. İlk anıtsal formunu bu dönemde aldığı anlaşılan tapınak Dor düzenindedir.

 

XIII.4.14:
“…Laodikeia’nın karşısında Hierapolis vardır. Burada sıcak su kaynakları Ploutonion bulunur. Bunların her ikisi de olağanüstüdür… Ploutonion’a gelince: dağın bir parçası olan yüksekçe bir tepenin eteğinde, bir kişinin ancak geçebileceği büyüklükte bir çukur vardır, derinliği oldukça fazladır ve bu çukurun çevresi yaklaşık yarım plethron olan dikdörtgen bir parmaklıkla kapatılmıştır. Burası o kadar yoğun ve puslu bir buharla doludur ki, insan zemini zorlukla görebilir. Parmaklığın çevresine yaklaşan herhangi bir kimse için hava zararsızdır, çünkü sakin havada buhar dışarı çıkmaz; fakat parmaklıktan içeri geçen herhangi bir hayvan derhal ölür. Oraya sokulan boğalar düşerler ve ölürler. Ben içeriye güvercin attım, hemen öldüler. Fakat hadım olanlar Galler (Kybele rahipleri) içeriye rahatlıkla girer, çukura yaklaşır, aşağı sarkar, hatta nefeslerini tutarak bu sayede (ben onların yüzünde kusacaklarmış gibi bir ifade gördüm) belirli bir derinliğe kadar inerler. Bunlar gibi sakatlanmış olmak (hadım edilmiş) veya sadece tapınağın çevresinde yaşamak ya da tanrısal bir takdire mazhariyet veya da buhara karşı panzehir olarak kullanılan belirli fiziksel güçlere sahip olmak acaba bu bağışıklığın nedeni olabilir mi?…”

 

Apollon tapınağı altında bulunan ve cin deliği, Hades’in kapısı olarak da bilinen çukur kazı ekibi tarafından bulunduktan sonra tekrar parmaklıkla kapatılmıştır. Burada Ana Tanrıça ve Apollon kültünün birleştiği görülür.

 

Ploutonion, Hierapolis

 

XIV.I.33:
” … Erythrai ile Hypokremnos arasında, zengin av hayvanları bulunan ve ormanlarla kaplı yüksek bir dağ olan Mimas uzanır. Buradan sonra Kybelia köyüne ve bir kireçtaşı ocağı bulunan Melaina denen buruna gelinir.”

 

Burada Kybele ile dorudan ilişkilendirilmemekle birlikte “Kybelia” adlı bir yerleşimden bahsedilmektedir. Erythrai’daki dinsel bayramlarla ilgili M.Ö. II. yy.a ait bir kent takviminde ve bireysel bir adak yazıtında Meter adına rastlanmıştır.

 

 

——————————————————————————–

Kaynakça:

Albayrak, C., Anadolu’da Kybele-Attis Kültü, Ankara 2007 (Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi)

Dürüşken, Ç., Roma’nın Gizem Dinleri, İstanbul 2000.

Roller, L.E., Ana Tanrıça’nın İzinde, Anadolu Kybele Kültü, çev. Betül Avunç, Homer Kitabevi, İstanbul 2004.

 Strabon, Geographika/ Antik Anadolu Coğrafyası– Kitap XII-XIII-XIV, Çeviri: Adnan Pekman, İstanbul 2005.

 Üreten, H., “Hellenistik Dönem Pergamon Kenti Tanrı ve Kültleri” A.Ü.Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları ,XXII ,25 ,185-214 ,2004 .

 Üreten, H., “Mamurt Kale’de Meter Aspordene Kültü” ,A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi ,46 ,1 ,211-222 ,2006 .

Facebook Comments
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Paylaşmak güzeldir!

Yazar: vinifera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir