Karlar

Kuzeyinde İonia ve Lydia, doğusunda Phyrgia, güneydoğusunda Lykia Bölgeleriyle komşu olup, batısında ve güneyinde Ege Denizi bulunan Karia, adını kökenleri henüz saptanamamış olan Karlardan almıştır.

Mellink Karialıların Kadeş Savaşı’nda Muvattalli ile birlikte Mısırlılara karşı savaşan ve “Karakişa/ Karkişa” olarak bilinen Geç Tunç Çağı tüccarlarının torunları olabileceğini ileri sürer. Bunun dışında M.Ö. I. Bin yılın Pers kayıtlarında geçen “Karka”nın da Karlarla ilişkili olabileceği ileri sürülmektedir. Kendisi de bir Karialı olan Halikarnassoslu Herodotos, Girit kralı Minos döneminde Karların Lelegler adı altında Ege Adalarında oturduklarını bildirmektedir: “Karialılar anakaraya adalardan gelmişlerdir. Eskiden Leleg adı altında adalarda otururlardı ve Minos uyruğundaydılar. (…) Çok sonraları Dorlar ve İonlar, Karialıları adalardan çıkarmışlar, onlarda bunun üzerine anakaraya göçmüşlerdir. Giritlilerin Karialılar hakkında anlattıkları budur; Ama Karialıların kendileri bunu kabul etmezler; Onlar anakaranın yerlisi olduklarını ve hep şimdiki adlarını taşıdıklarını söylerler. Mylasa’da Zeus Karios’a ait çok eski bir tapınak gösterirler ki buraya, kardeş uluslar olarak Mysialılar ve Lydialılar kabul edilirlerdi. Zira, diyorlar, Lydos ve Myros, Kar’ın kardeşleriydiler. Bu iki ulus bundan ötürü kabul ediliyordu, ama başka soylardan olanlar, Karia Dili konuşsalar bile bu tapınağa sokulmazlardı.”. Burada, Lydos ve Myros’un Kar’ın kardeşleri olmasıyla ifade edilen üç halkın aynı soydan geldikleridir. Strabon da Karia Zeus’una ait tapınaklarda (Zeus Osogoa ve Zeus Labrandenos) kardeş olarak Lydia ve Mysialıların da payı olduğunu söyler. Cramer’e göre Karlar ile kardeş olduklarını söyleyen Lydialılar ve Mysialılar aslında Trakhia’dan gelmektedir ve Karialıların da Anadolu’ya buradan göç ettikleri anlaşılmaktadır.

Bazı araştırmacılar Leleglerin Hitit yazılı kaynaklarında adı geçen Luvilerle bağlantılı olabileceğini ileri sürerek Karları Luvilerin devamı olarak görme eğilimindedir, ancak bu kesin değildir. Homeros tarafından Troia Savaşı sırasında Troas Bölgesi’nin güneybatı ucundaki Satnioeis Çayı kıyılarında yaşadıkları bildirilen Leleglerin sonraları Karia’ya, özellikle de Halikarnassos yöresine göçtüğü, burada sekiz kent kurdukları ve Karlardan farklı bir etnik grup oldukları anlaşılmaktadır. Leleglerin Karialılarca köleleştirilen ayrı bir halk olduğu ve ilk başlarda Samos ve Khios Adalarında yaşadıkları yolunda görüşler de vardır. Nitekim Athenaeus, Lelegler ve Karialılar üzerine bir kitap yazmış olan Theangelalı Philippos’un, Karialıların Lelegleri köle olarak kullandıklarını anlattığını yazar. Homeros, Karialılardan Priamos’un yanında savaşa katılan, Troia’nın müttefiki bir halk olarak söz etmektedir. Savaşçı karaktere sahip olan bu halkın başka devletler ücretli asker olarak gönderildiğini ifade eden Herodotos “…Şu üç şeyi onlar bulmuşlardır ve Yunanlılar onlardan almışlardır: Savaş başlığının üzerine konulan sorguç, kalkan üzerine işaretler kazımak bize onlardan geçmiştir ve bir de kalkanı tutmak için kulp yapmak da onların icadıdır; o zamana kadar kalkan elle kulpundan tutulmaz, boyundan geçirilen bir kayışla sol omuz üstüne alınır ve böyle kullanılırdı…” demektedir. Karialılar ve İonialılar M.Ö. 660’da Mısır kralı Psammatikhus I’e destek güç olarak gönderildi. M.Ö. 591’de Nubia Seferi’nde Psammetikhus II’nin yanında savaşa katılmışlar ve adlarını Abu Simbel Tapınağı’nın duvarlarına kazımışlardı. İonialılar ve Karialılar M.Ö. 570’de Amasis’e karşı Apries Savaşı’nda destek güç olarak tekrar görünürler. Nil Deltası’na ve Memphis’in bir bölümüne yerleşimi olan Karialıların çocukları “caromemphites” olarak anılmaya başlanmıştır.

Myken uygarlığının yıkılışını izleyen dönemde Dor’ların Güney Yunanistan’ı istila etmesinden sonra Yunanlılar anayurtlarını terk edip Ege Denizi’nin karşı kıyılarına göç etmeye başlamışlardı. İlk göçmenler olan Aioller, Lesbos Adası, Troas Bölgesi ve İzmir Körfezi arasındaki topraklara yerleşmiş ve bu yöre “Aiolis” olarak anılmaya başlanmıştır. Onların ardından gelen İonlar, Aiolis’in güneyine gelip Maiandros nehrine doğru yayılmışlardır. İonlar, Miletos’a ayak bastıklarında Karialılar ve Giritlilerden oluşan bir topluluk ile karşılaştılar. Herodotos’un anlattığına göre yanlarında hiç kadın getirmemişler ve geldikleri kentteki erkekleri öldürerek Karialı kadınlarla evlenmişlerdi: “Bu cinayetten ötürü kadınlar kendi aralarında yeminle perkittikleri bir yasa koymuşlar ve bu yasayı anadan kıza sürdürmüşlerdir. Bu yasa erkeklerle birlikte yemeğe oturmamak, kocalarının adını anmamaktır; böyle yapmakla babalarının, ilk kocalarının ve oğullarının ölümünü ödetmek istemişlerdir, bu cinayeti işledikten sonra kendileriyle beraber yaşamaya kalkışanlara. Bu olayların geçmiş olduğu yer Miletos’dur.”. Arkaik dönemde kent nüfusunun güçlü Karia öğeleri bilinmektedir.

 


Kaynakça:
 

 

Athenaeus of Naucratis, The Deipnosophists, çev. C.B. Gulick, Loeb Classical Library, Cambridge, Mass. 1999.

Bean, G. E., Eski Çağ’da Menderes’in Ötesi, çev. Pınar Kurtoğlu, İstanbul 2000.

Cramer, J.A., Geographical and Historical Description of Asia Minor Vol. II, Amsterdam 1971.

Herodot Tarihi, çev. Müntekim Ökmen, İstanbul 2002.

Homeros, İlyada, çev. A. Erhat- A.Kadir, İstanbul 2004.

Mellink, M., “The Native Kingdoms of Anatolia: Caria”, CAH III / 2, 1991, s. 662-665.

Perrot, G.- Chipiez, C., History of Art in Phrygia, Lydia, Caria and Lycia, Boston 1977.

Pliny the Elder, Natural History, çev. H. Rackham, W.H.S. Jones, D.E. Eichholz, Loeb Calssical Library, Cambridge, Mass 1969–1997.

Thomson, G., Tarih Öncesi Ege, cilt.I, çev. Celal Üster, İstanbul 1995.

Sevin, V., Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası I, Ankara 2001.

Strabon, Geographika/ Antik Anadolu Coğrafyası, Kitap XII-XIII-XIV, çev. Adnan Pekman İstanbul 2005.

Facebook Comments
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Yazar: vinifera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir