Pleistosen

(Buzul Çağı)
1,81 myö ile 0,01 myö arası

Dördüncü Zaman’ın (Kuaterner) ilk ve en uzun evresi olan Pleistosen’de kuzey yarım kürenin büyük bölümünün buzullarla kaplı olduğu ve yaşamaya elverişli olmadığı, dünyanın geri kalan bölümlerinde ise sıcak ve soğuk dönemlerin birbirini izlediği düşünülen bir iklimin hüküm sürdüğü kabul edilir. Soğuk dönemlerde buzullar ılıman kuşağa doğru ilerleyerek, zaman zaman karaların %30’unun üzerini örter, deniz seviyesi düşer ve kıtalar arasında göçlere olanak sağlayan kara köprüleri kurulur.

Pleistosen evrede kuzeyden ilerleyen buzulların etkisiyle memeliler güneye ilerlemiş, plasentalı memeliler, izole olarak yaşayan keselilerin (marsupialler) bölgelerine yerleşmeye başlamışlardır.

Günümüzde yaşayan pek çok kozalaklı, çiçekli bitki, böcek, yumuşakça, kuş ve memeli cinsi/türü Pleistosen evrede de yaşıyordu. Ancak dağılımı günümüzden farklıydı. Filler ve su aygırları Londra’nın bulunduğu enleme kadar yayılmıştı. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da kılıç dişli kaplanlar, mamutlar, kürklü gergedanlar, uzun boynuzlu bizonlar, mastodonlar, dev kurtlar ve develer; Avustralya’da dev kanguru ve vombatlar; Güney Amerika’da fil boyutlarında dev yer tembel hayvanları, dev armadillo benzeri glyptodontlar ve bu tanıdık türlerin yanı sıra pek çok farklı dev memeli hayvan ile etçil dev kuşlar Pleistosen faunasının üyesiydi.

 

Kılıç dişli kaplan

 

Mamut

 

Pleistosen evrenin en önemli özelliklerinden biri Homo Sapiens’in ortaya çıkarak yayılmaya, alet yapmaya ve ateş kullanmaya başlamasıdır (İnsanlığın ilk ortaya çıkışından yaklaşık M.Ö. 10.000’e kadar olan arkeolojik dönem “Paleolitik Çağ” olarak adlandırılır).

Buzul Çağı’nın sona erdiği iklimin yumuşadığı ve denizlerin yükseldiği Pleistosen evrenin sonunda tüm bu dev hayvanlar ortadan kalkar. Kimi bilim adamları bunu avcı ve toplayıcı yaşam süren insanların yaygınlaşmasına bağlamaktadır. Ancak Paleolitik Çağ insanının bu hayvanların tamamını yok etmeye yetecek sayıya ve teknolojiye sahip olmadığı göz önünde bulundurulduğundan bu teoriye şüpheyle yaklaşılmaktadır. Bunun yanı sıra insanların taşıdığı bir virüsün tüm bu türleri yok etmiş olabileceğini düşünen bilim adamları da vardır. Bununla birlikte dev memelilerin yok olmasının nedeni henüz tam olarak anlaşılmış değildir.


Kaynakça:

Arkeoatlas sayı: 1, 2002.

Bilim Teknik / Bilgi Paket / Pleistosen

Sevin, V., Eski Anadolu ve Trakya, Başlangıcından Pers Egemenliğine Kadar, İstanbul 2003.


Facebook Comments
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Paylaşmak güzeldir!

Yazar: vinifera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir