Paskalya Adası Halkının Yok Oluşu İle İlgili Yanılgılar

New York Eyalet Üniversitesi ve Binghamton Üniversitesi’nden öğretim üyeleri tarafından yürütülen yeni araştırmalara göre, Şili Rapa Nui’sinde (Paskalya Adası) bulunan kalıntıların analizi, burdaki eski uygarlığın çevredeki kaynakları pervasızca tükettiğine olan inancın aksine deliller sunuyor.

Binghamton Üniversitesi Antropoloji Profesörü Carl Lipo, “Geleneksel hikaye, zamanla Rapa Nui halkının kaynaklarını tükettiğini ve yiyecek bulmakta zorlanarak yok olduğu üzerineydi” dedi. “Tükettikleri varsayılan kaynaklardan biri adada yetişen bitkilerdi. Bu bitkilerden denizde avlanmak için ekipman yapamadılar ve bunun sonucunda karasal beslenmeye yöneldiler. Toprağa bağımlı oldular. Toprak erozyonu ve kuraklık sonucunda da karasal kaynakları tükendi ve yok oldular. Geleneksel anlatı budur.”
Devamı hakkındaPaskalya Adası Halkının Yok Oluşu İle İlgili Yanılgılar

Wiltshire’da Antik ‘Ölüler Evi’ Keşfedildi

Wiltshire’de, Reading Üniversitesi’ne bağlı arkeologlar ve öğrenciler tarafından 5.000 yıl öncesine dayanan bir ‘Ölüler Evi’ keşfedildi. Bu “Ölüler Evi” Stonehenge ve Avebury’de yaşayanların atalarını içerebilir.

Pewsey Vale’deki üniversitenin Arkeoloji Saha Okulunun öğrencileri, personeli ve gönüllülerin desteğiyle, Cat’s Brain olarak bilinen bir yerdeki höyüğünün yeri araştırıldı.

Marden Henge’den 1.000 yıl öncesine ait olan anıtta, M.Ö. 3.600 yıllarına ait insan kalıntıları gömülmüş olabilir. Anıt hava fotoğrafçılığı ile ilk kez tespit edildi ve jeofizik görüntülerle saptandı.

Arkeoloji Saha Okulu Direktörü Dr. Jim Leary, anıtta Stonehenge civarında yaşayanların atalarının gömülü olabileceğini söylüyor.
Devamı hakkındaWiltshire’da Antik ‘Ölüler Evi’ Keşfedildi

Cornwall’ın Altın Çağı’nda Phokaia İzleri

Tintagel Kalesinde yapılan arkeolojik kazılarda; erken dönem Cornish (Erken Kelt) krallarının lüks hayat tarzlarına dair bulgular elde edildi. Cornish kralları, istiridye yemeye bayılıyorlar, İspanya’dan getirilen cam kadehlerde kaliteli şarap içiyor ve Phokaia’dan ithal edilen seramik kaplardan kızarmış domuz eti yiyorlardı.

Kazılardaki buluntular, Tintagel’in 5. ve 6. yüzyıllar boyunca kraliyet bölgesi olduğu ve ticaret bağlantılarının doğu Akdeniz’e kadar ulaştığını da kanıtlıyor.
Devamı hakkındaCornwall’ın Altın Çağı’nda Phokaia İzleri

3000 Yıllık Kumaş Parçası Levant Tekstiline Işık Tutuyor

Tel Aviv Üniversitesi arkeologları, İsrail çölünde bulunan kumaş örneklerinin, bölgede bitki esaslı tekstil boyamacılığıyla ilgili en erken kanıtları sunduklarını ortaya çıkardı. Arava Çölü’ndeki Timna’da bakır cevheri bölgesinde bulunan ve M.Ö. 13.-10. Yüzyıllara tarihlenen kumaş örneği bölgedeki tekstil boyamacılığı ve ticaretine yeni bir bakış açısı getirdi. Yünlü ve keten parçalar sofistike bir tekstil endüstrisine ışık tutuyor […]

Göbeklitepe’de İnsan Kemikleri ve Oyulmuş Kafatasları Bulundu

Göbeklitepe’de kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde insan kemiklerine ulaşıldı. Bunlar arasında, üzerinde izler ve delikler bulunan kafatası parçaları da bulunuyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Julia Gresky, Göbeklitepe’de bulunan bu 3 kafatası parçasının dünyada bilinen ilk oyulmuş kafatasları olabileceğini düşünüyor.

Amerikan Bilimsel Gelişme Birliği (American Association for the Advancement of Science) tarafından hazırlanan Science Advances’da yayınlanan makalede, bölgede bulunan 3 yetişkin kafatası parçası üzerinde yapılan incelemelerde, bu insanların ilk önce derisinin yüzülüp üzerindeki etlerinden arındırıldığı; ardından da kemiklere çakmak taşıyla oyuklar açıldığı tespit edildi. Kafa tasını etlerinden ayırma sırasında kasların kemiğe bağlandığı yerlerde kemikler üzerinde kazımadan kaynaklanan çok sayıda çizik bulunuyor. Bölgede çalışan bilim insanları bu yöntemin bir çeşit kutsama töreni olduğunu düşünüyor.
Devamı hakkındaGöbeklitepe’de İnsan Kemikleri ve Oyulmuş Kafatasları Bulundu

Li Hamina Mezarlığında “Küçük Buz Devri” Buluntuları

Kuzey Finlandiya’daki Iijoki Nehri üzerindeki Li Hamina’daki ortaçağ mezarlığı aslında kazara keşfedildi. Yakın tarihli bir araştırmada mezarlıkta bulunan dişlerin izotop bileşimleri incelendi. Küçük köydeki nüfusun, Küçük Buz Devrine rağmen, 15. ve 16. yüzyıl boyunca ayakta kaldığı ortaya çıktı.

Li Hamina’daki mezarlık, boru inşası sırasında 2009 yılında keşfedildi. Ardından, Titta Kallio-Seppä başkanlığındaki arkeolojik kazılar başladı. Kazılar sonucunda bölgede en az 290 iskelet ele geçirilmiştir.

Radyokarbon analizleri ve keşfedilen nesneler, mezarlığın 15. ve 16. yüzyıllarda kullanıldığına işaret ediyor. Bu süre zarfında Finlandiya, Küçük Buz Çağı olarak bilinen olağanüstü derecede düşük sıcaklıklara maruz kaldı.

Yeni çalışma, 11 bireyin dişindeki kolajenden hidrojen ve karbon izotop bileşimini ölçtü. Diş kemiğinin küçük kısmi örneklerinin analizi, bireyin hayatta iken yediği gıdayı ortaya çıkarmaktadır.
Devamı hakkındaLi Hamina Mezarlığında “Küçük Buz Devri” Buluntuları