Tell Tayinat’ta 3000 Yıllık Kadın Heykeli Bulundu

Hatay’da, Tell Tayinat Höyüğü’nde, Kanada Toronto Üniversitesi’nden Prof. Dr. Timothy Harrison başkanlığındaki kazılarda, MÖ 9. yüzyıldaki Geç Hitit Dönemi’ne ait olduğu belirlenen bir kadın heykeline ulaşıldı.

Baş ve gövdeden oluşan, bir kısmı parçalanan heykelin, antik dönemde parçalanarak bu şekilde atıldığı düşünülürken Prof. Dr. Timothy Harrison, “Heykelin orijinal boyutunun 4-5 metre olduğunu düşünüyoruz. Heykelin çok sayıda parçası da bulundu. Bir restorasyon projesine başlayacağız. Umuyorum ki önümüzdeki günlerde heykelin tamamlanmış halini sunabileceğiz. Tabi bu heykelin kim olduğunu ve neden böyle parçalanarak atıldığını çok merak etmekteyiz. Bununla ilgili 3 fikrimiz var. Bu heykelin aynı yerde bulunmasından dolayı Kral Şuppiluliuma’nın eşi olma ihtimali oldukça fazla. Anadolu tanrıçası Kubaba’nın heykeli olabilir ancak bu heykel, ikonografik olarak bakıldığında daha çok bir insanı andırıyor. Son olarak da kraliyet ailesinin ilk atası ya da aileden bir soyluya ait olabilir, bu da bir ihtimal” şeklinde açıklama yaptı.


Devamı hakkındaTell Tayinat’ta 3000 Yıllık Kadın Heykeli Bulundu

Çatalhöyük’te Metalürjinin Keşfi Bir Rastlantı Mıydı?

Uluslararası arkeologlardan oluşan bir ekip, Çatalhöyük’teki Geç Neolitik Çağ’da yapılan ilk bakır eritme olayıyla metalürjinin keşfedildiği iddiasını çürütür nitelikte bulgular elde etti.

Çatalhöyük’te Metalürjinin Keşfi Bir Rastlantı Mıydı?

Arkeologlar yıllardır metalurjinin kökeni konusunda farklı görüşleri ortaya atıyor. Metalürji, Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı zamanlarda mı ortaya çıkmıştı? Ya da sadece tek bir yerde ortaya çıkmış ve daha sonra dünyanın diğer bölgelerine mi yayılmıştı?

Metalurjinin tek bir yerde keşfedildiği görüşünü destekleyenler, en büyük aday olarak Türkiye’nin İç Anadolu bölgesinde yer alan 8500 yıllık Çatalhöyük’ü işaret ediyordu. Ve Çatalhöyük’te, metal işlemenin yan ürünü olan cüruflar da bunu destekliyordu.

Fakat bu bakır cüruflarına yapılan yeni analizler, bunların, cevherden sağlam metal yapmak için yapılan bilinçli bir girişim ile değil, yanlışlıkla yanmış olabileceğine işaret ediyor.
Devamı hakkındaÇatalhöyük’te Metalürjinin Keşfi Bir Rastlantı Mıydı?

Kuzey Amerika’nın İlk Taş Aletleri Arasındaki Uyum ve Kültürel Çeşitlilik

Smithsonian’a bağlı araştırmacılar, Kuzey Amerika’nın en eski insanları tarafından hazırlanan taş aletleri analiz etmek için yeni yöntemler kullanarak, bu araçların üretiminde yaklaşık 12.500 yıl önce başlayan, yüzlerce yıllık tutarlı taş aleti üretiminin uyumu, gelişimi ve çeşitliliğini araştırdı.

Bulgular, insanların Kuzey Amerika’nın yeni bölgelerine yayılmakta olduğu ve bir kültürel çeşitlilik dönemi başlangıcıyla farklı ortamlara adapte oldukları düşünülen bir zaman boyunca sosyal etkileşimde değişikliklere yönelik ipuçları sağlıyor.

National Museum of Natural History antropoloğu Sabrina Sholts’un ve Stockholm Üniversitesi’nden Sebastian Wärmländer’in önderliğindeki araştırma ekibi, Kuzey Amerika’da bulunan aletlerin yüzeylerdeki açılar ve kontürleri incelemek için dijital 3 boyutlu modeller kullandı. Bunu yaparken, noktaları üretmek için kullanılan tekniklerin daha değişken hale geldiği bir dönüm noktası keşfettiler. Bu çeşitlilik, seleflerine göre daha az fırsatta bulunabilen bağımsız araç üreticilerinin, başkalarından öğrenmeleri için araçları kendi başlarına nasıl hazırlamaya başladığına işaret ediyor.
Devamı hakkındaKuzey Amerika’nın İlk Taş Aletleri Arasındaki Uyum ve Kültürel Çeşitlilik

Crossrail Kapsamındaki Arkeolojik Araştırmalarda, Londra’da Yeni Bir Kilisenin Geçmişi Ortaya Çıkarıldı

Liverpool Caddesi’ndeki yeni Elizabeth hat istasyonunu kazan arkeologlar tarafından yapılan araştırmalar Yeni Silah Mahzeni’ndeki engellilere ve dini muhaliflere ait hikayeleri ortaya koyuyor.

Londra’nın en yeni demiryolu projesi olan Elizabeth hattı, arkeologlara başkentin tarihî açıdan önemli yerlerinden bazılarını kazmak için eşsiz bir şans verdi. 2009’da çalışmalar başladığından beri, Crossrail projesi, İngiltere’de gerçekleştirilen en kapsamlı arkeolojik programlardan biri olup, onbinlerce eser, hemen hemen her döneme ışık tutmaktadır.
Devamı hakkındaCrossrail Kapsamındaki Arkeolojik Araştırmalarda, Londra’da Yeni Bir Kilisenin Geçmişi Ortaya Çıkarıldı

Orkney’de Sualtı Arkeolojisi Projesi Devam Ediyor

Orkney Arkeoloji Araştırma Merkezi (ORCA), Alman Deniz Kuvvetleri Filosu ve Savaş Batıkları HMS Hampshire, HMS Vanguard ve HMS Royal Oak’un batıklarını inceleyen ortak bir deniz arkeolojisi projesini duyurdu.

Pazar günü başlayan bu heyecan verici proje, Sandra Henry, ORCA, University of the Highlands and Islands Archaeology Institute ve Kevin Heath tarafından yönetiliyor.

Çeşitli tekniklerle toplanan veriler, etkileyici gemi kazalarını izlemeye, korumaya ve geliştirmeye devam etmek için kullanılacaktır. Dundee Üniversitesi, 3DVisLab (3D Görselleştirme Araştırma Laboratuarı)’dan Chris Rowland tarafından yapılan enkazların görselleştirilmesi, bu modelleri oluşturmak için mevcut en yeni teknolojileri kullanarak enkazı tekrar hayata dönüştürecek ve ayağa kaldıracaktır.
Devamı hakkındaOrkney’de Sualtı Arkeolojisi Projesi Devam Ediyor

Mısır Yeni Krallık Kuyumcu Mezarı

Münih’teki Ludwig-Maximilians Universitesi (LMU) Mısır uzmanı Julia Budka, Antik Mısır’daki kültürler arası temasların etkisini inceliyor.

Sudan’daki kazılarda, Nil üzerindeki Sai Adası’nda M.Ö. 1450 yıllarına tarihlenen bir mezar bulundu.

Yaklaşık 3400 yıllık olan mezar 25 ayrı insana ait kalıntıları içermektedir. Bulguların ayrıntılı incelemesi bu dönemde adan nüfusunun çok kültürlü yapısını aydınlatabilir.

Ada o zamanlar Mısır Firavunlarının Yeni Krallık döneminin birincil altın kaynağı olan Nubia’da bulunuyordu. Mısır Arkeoloji ve Sanat Profesörü Julia Budka’nın yaptığı kazılar sırasında keşfedilen mezarın Khnummose adlı bir kuyumcu ustasına ait olduğu düşünülüyor. Devamı hakkındaMısır Yeni Krallık Kuyumcu Mezarı