Kudüs’ün Babil’de Tahrip Edildiğine Dair David Şehrindeki Bulgular

Kudüs’ün Babillilerce tahribatının kanıtları, İsrail Eski Eserler Kurumu tarafından Kudüs Duvarları Milli Parkı’nda yürütülen kazılarda, David Şehri’nde belgelendi.

Kazılar, David Şehri’nin doğu yamacında yoğunlaşmış, kayalıklarla kaplı alanda 2.500 yıllık yerleşim yerleri açığa çıkarılmıştır. Kaya gövdesi içinde ortaya çıkan buluntular arasında kömürleşmiş ahşap, üzüm çekirdekleri, çanak çömlek parçaları, balık ölçekleri ve kemikleri gibi eserler yer alıyor.

Bu bulgular, Yahudi Krallığının başkenti olan Kudüs’ün zenginliğini ve karakterini tasvir ediyor ve kentin yok oluşunun Babil’lerin elinden olmasına kanıt olarak gösteriliyor.

Kazının en belirgin bulguları arasında tahıl ve sıvı depolamak için kullanılan çanak çömlekler damga mühürlerdir. Bulunan mühürlerden birinin üzerinde altı yapraklı bir gül ve rozet bezemesi var.
Devamı hakkındaKudüs’ün Babil’de Tahrip Edildiğine Dair David Şehrindeki Bulgular

Lufton Villa kazıları ünlü balık mozaiği hakkında yeni ayrıntılar ortaya koyuyor

Newcastle Üniversitesi öğrencileri tarafından bir Roma villasında yapılan iki haftalık kazı, ünlü sekizgen balık mozaiği hakkında yeni ayrıntılar ortaya çıkardı.

Lufton, Somerset’te dördüncü yüzyıl sitesinde hasar görmüş antik mozaik parçası incelendi. İlk olarak Leonard Hayward tarafından 1940’ların sonlarında Eski Eserler Derneği (FSA) tarafından kazılan yapıdaki mozaikte yirmi dokuz balık tasvir edildiği düşünülüyordu. Bununla birlikte, yeni kazılarda, yalnızca balıklardan birinin ayrıntılarının hatalı olarak kaydedilmesi değil, otuzuncu balığın ucu da keşfedilmiştir.

Mozaikle çevrili derin bir havuzu bulunan yapının sekizgen banyosu, önceden gösterişli bir banyo, erken hristiyan bir vaftizhane ya da yüksek statüdeki resepsiyon salonlarının etkileyici bir bileşeni olarak yorumlanıyordu.
Devamı hakkındaLufton Villa kazıları ünlü balık mozaiği hakkında yeni ayrıntılar ortaya koyuyor

Tell Tayinat’ta 3000 Yıllık Kadın Heykeli Bulundu

Hatay’da, Tell Tayinat Höyüğü’nde, Kanada Toronto Üniversitesi’nden Prof. Dr. Timothy Harrison başkanlığındaki kazılarda, MÖ 9. yüzyıldaki Geç Hitit Dönemi’ne ait olduğu belirlenen bir kadın heykeline ulaşıldı.

Baş ve gövdeden oluşan, bir kısmı parçalanan heykelin, antik dönemde parçalanarak bu şekilde atıldığı düşünülürken Prof. Dr. Timothy Harrison, “Heykelin orijinal boyutunun 4-5 metre olduğunu düşünüyoruz. Heykelin çok sayıda parçası da bulundu. Bir restorasyon projesine başlayacağız. Umuyorum ki önümüzdeki günlerde heykelin tamamlanmış halini sunabileceğiz. Tabi bu heykelin kim olduğunu ve neden böyle parçalanarak atıldığını çok merak etmekteyiz. Bununla ilgili 3 fikrimiz var. Bu heykelin aynı yerde bulunmasından dolayı Kral Şuppiluliuma’nın eşi olma ihtimali oldukça fazla. Anadolu tanrıçası Kubaba’nın heykeli olabilir ancak bu heykel, ikonografik olarak bakıldığında daha çok bir insanı andırıyor. Son olarak da kraliyet ailesinin ilk atası ya da aileden bir soyluya ait olabilir, bu da bir ihtimal” şeklinde açıklama yaptı.


Devamı hakkındaTell Tayinat’ta 3000 Yıllık Kadın Heykeli Bulundu

Çatalhöyük’te Metalürjinin Keşfi Bir Rastlantı Mıydı?

Uluslararası arkeologlardan oluşan bir ekip, Çatalhöyük’teki Geç Neolitik Çağ’da yapılan ilk bakır eritme olayıyla metalürjinin keşfedildiği iddiasını çürütür nitelikte bulgular elde etti.

Çatalhöyük’te Metalürjinin Keşfi Bir Rastlantı Mıydı?

Arkeologlar yıllardır metalurjinin kökeni konusunda farklı görüşleri ortaya atıyor. Metalürji, Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı zamanlarda mı ortaya çıkmıştı? Ya da sadece tek bir yerde ortaya çıkmış ve daha sonra dünyanın diğer bölgelerine mi yayılmıştı?

Metalurjinin tek bir yerde keşfedildiği görüşünü destekleyenler, en büyük aday olarak Türkiye’nin İç Anadolu bölgesinde yer alan 8500 yıllık Çatalhöyük’ü işaret ediyordu. Ve Çatalhöyük’te, metal işlemenin yan ürünü olan cüruflar da bunu destekliyordu.

Fakat bu bakır cüruflarına yapılan yeni analizler, bunların, cevherden sağlam metal yapmak için yapılan bilinçli bir girişim ile değil, yanlışlıkla yanmış olabileceğine işaret ediyor.
Devamı hakkındaÇatalhöyük’te Metalürjinin Keşfi Bir Rastlantı Mıydı?

Rosh Ha-Ayin Yakınlarında 2.700 Yıllık Su Sistemi Keşfedildi

IAA kazı direktörü Gilad Itach, “Antik çağda, yağmur suyu toplama ve saklaması temel bir zorunluluktu. Yılda yağan yağış miktarı 500 mm’nin altında olan bölgenin kış yağmurlarının bir şekilde rezerve edilmesi gerekiyordu.” şeklinde açıklama yaparken bulunan su sistemi 20 m uzunluğunda ve 4 m derinliktedir. Kazılar rezervuarın yaklaşık 50 m uzunluğunda duvarları olan bir binanın altında […]

Sagalassos’ta 2 Bin Yıllık Çeşme Bulundu

Burdur’un Ağlasun İlçesi’ndeki Sagalassos Antik Kenti’nde 2 bin yıllık yeni bir çeşme yapısı bulundu.
Yukarı agorada yer alan Antoninler Çeşmesi’nin hemen önündeki zeminde bulunan çeşmede kazıları, Belçika Katolik Leuven Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Peter Talloen yürütüyor. Dr. Talloen, bu yılki kazılarda bulunan çeşmenin kendileri için de sürpriz olduğunu belirtti.
Dr. Talloen, “Antoninler Çeşmesi’ni 2010 yılında çalışır hale getirmiştik. Bu yılın sürprizi bu çeşme oldu. Antoninler Çeşmesi önündeki kalıntıda daha eski bir çeşmeye ait temel taşları bulduk. Bu çeşmenin tarihini öğrenmek, yapının hangi döneme ait olduğunu öğrenmek için kalıntının etrafından birkaç tane açma açtık.”
Devamı hakkındaSagalassos’ta 2 Bin Yıllık Çeşme Bulundu