Antik Yunan Tiyatroları Taşınabilir Sahneler mi Kullandı?

Kumamoto Üniversitesi mimarlık araştırmacıları tarafından yapılan bir araştırmada, Yunan Klasik döneminde Antik Yunan Kenti Tiyatrosunda ahşap bir sahnenin var olma ihtimali yüksek olarak ortaya çıkmıştır.

Antik Yunan’ın rustik, açık tiyatrolarından Roma döneminin muhteşem tiyatrolarına geçiş evrimi, halkın tiyatroya olan tutkusunu açıkça gösterir.

Modern tiyatro mimarisinin atası eski Yunan ve Roma tiyatrosudur. Basit ve açık klasik Yunan tiyatrosu (M.Ö. 323 – 31), dairesel bir orkestra, sahne ve kase şeklinde oturma alanından oluşuyordu. Roma döneminde (M.Ö. 31), sahne daha da büyüdü ve sonunda mermer sütun direkleri ile süslendi. Bu sütun sonunda görkemli, kapalı tiyatrolara entegre seyirci oturma alanı ile dönüştü. Bu tiyatro yapımının gelişmesinin, Helenistik dönemin sonunda tiyatro sahnesinde bir değişme olduğu düşünülüyordu, ancak ayrıntılar henüz bilinmiyor.
Devamı hakkındaAntik Yunan Tiyatroları Taşınabilir Sahneler mi Kullandı?

Neden Arkeolojik Eserler Satılmamalıdır?

Yasadışı eski eserler bir kez daha manşetlerde. ABD perakendecisi Hobby Lobby, geçtiğimiz günlerde Irak’tan yağmalanan eski eserlerin yasa dışı olarak satın alınması nedeniyle 3 milyon ABD Doları (£ 2.3m) tutarında para cezasına çarptırıldı.

Bu sebeple müzeler koleksiyonerlere, kültürel mülk satın almadan önce koleksiyonların geçmişlerini kontrol etmekte gerekli özen göstermeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.

Özel mülkiyette olan kültürel mülkler için hiçbir “yasal mülkiyet yükümlülüğü” bulunmamaktadır.
Devamı hakkındaNeden Arkeolojik Eserler Satılmamalıdır?

Wiltshire’da Antik ‘Ölüler Evi’ Keşfedildi

Wiltshire’de, Reading Üniversitesi’ne bağlı arkeologlar ve öğrenciler tarafından 5.000 yıl öncesine dayanan bir ‘Ölüler Evi’ keşfedildi. Bu “Ölüler Evi” Stonehenge ve Avebury’de yaşayanların atalarını içerebilir.

Pewsey Vale’deki üniversitenin Arkeoloji Saha Okulunun öğrencileri, personeli ve gönüllülerin desteğiyle, Cat’s Brain olarak bilinen bir yerdeki höyüğünün yeri araştırıldı.

Marden Henge’den 1.000 yıl öncesine ait olan anıtta, M.Ö. 3.600 yıllarına ait insan kalıntıları gömülmüş olabilir. Anıt hava fotoğrafçılığı ile ilk kez tespit edildi ve jeofizik görüntülerle saptandı.

Arkeoloji Saha Okulu Direktörü Dr. Jim Leary, anıtta Stonehenge civarında yaşayanların atalarının gömülü olabileceğini söylüyor.
Devamı hakkındaWiltshire’da Antik ‘Ölüler Evi’ Keşfedildi

Cornwall’ın Altın Çağı’nda Phokaia İzleri

Tintagel Kalesinde yapılan arkeolojik kazılarda; erken dönem Cornish (Erken Kelt) krallarının lüks hayat tarzlarına dair bulgular elde edildi. Cornish kralları, istiridye yemeye bayılıyorlar, İspanya’dan getirilen cam kadehlerde kaliteli şarap içiyor ve Phokaia’dan ithal edilen seramik kaplardan kızarmış domuz eti yiyorlardı.

Kazılardaki buluntular, Tintagel’in 5. ve 6. yüzyıllar boyunca kraliyet bölgesi olduğu ve ticaret bağlantılarının doğu Akdeniz’e kadar ulaştığını da kanıtlıyor.
Devamı hakkındaCornwall’ın Altın Çağı’nda Phokaia İzleri

3000 Yıllık Kumaş Parçası Levant Tekstiline Işık Tutuyor

Tel Aviv Üniversitesi arkeologları, İsrail çölünde bulunan kumaş örneklerinin, bölgede bitki esaslı tekstil boyamacılığıyla ilgili en erken kanıtları sunduklarını ortaya çıkardı. Arava Çölü’ndeki Timna’da bakır cevheri bölgesinde bulunan ve M.Ö. 13.-10. Yüzyıllara tarihlenen kumaş örneği bölgedeki tekstil boyamacılığı ve ticaretine yeni bir bakış açısı getirdi. Yünlü ve keten parçalar sofistike bir tekstil endüstrisine ışık tutuyor […]

Göbeklitepe’de İnsan Kemikleri ve Oyulmuş Kafatasları Bulundu

Göbeklitepe’de kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde insan kemiklerine ulaşıldı. Bunlar arasında, üzerinde izler ve delikler bulunan kafatası parçaları da bulunuyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Julia Gresky, Göbeklitepe’de bulunan bu 3 kafatası parçasının dünyada bilinen ilk oyulmuş kafatasları olabileceğini düşünüyor.

Amerikan Bilimsel Gelişme Birliği (American Association for the Advancement of Science) tarafından hazırlanan Science Advances’da yayınlanan makalede, bölgede bulunan 3 yetişkin kafatası parçası üzerinde yapılan incelemelerde, bu insanların ilk önce derisinin yüzülüp üzerindeki etlerinden arındırıldığı; ardından da kemiklere çakmak taşıyla oyuklar açıldığı tespit edildi. Kafa tasını etlerinden ayırma sırasında kasların kemiğe bağlandığı yerlerde kemikler üzerinde kazımadan kaynaklanan çok sayıda çizik bulunuyor. Bölgede çalışan bilim insanları bu yöntemin bir çeşit kutsama töreni olduğunu düşünüyor.
Devamı hakkındaGöbeklitepe’de İnsan Kemikleri ve Oyulmuş Kafatasları Bulundu