5. yüzyıl mezarlığından gelen kemiklerdeki ve dişlerdeki izotopların analizi, Roma İmparatorluğu sınırında göçebe Hun ve Pannon göçmenlerinin birbirine karışmış olabileceği olasılığını güçlendiriyor.

Bu yüzden tarihçiler, Hunlar ve diğer göçmenlerin, beşinci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun kıyısındaki yerleşim yerlerine saldırmak için iş birliği yaptığını söylüyorlar.
Bununla birlikte arkeolojik bulgular, bu gruplar arasında hibridite düzeyinin yüksek olduğunu gösteriyor ve göçebe ve yerleşimciler arasında daha karmaşık ilişkilerin oluşmuş olabileceğini gösteriyor.
Devamı hakkındaHunlar ve Göçmenler, Roma İmparatorluğu Sınırında İşbirliği Yapmış Olabilirler Mi? …
Tarihi Olayların Yaşandığı Yıllara Sayılarla Gönderme Yapan Minimal İllüstrasyonlar
Levan Patsinashvili ve David Babiashvili isimli iki grafik tasarımcı, tarihi olayların gerçekleştiği yılların rakamlarını kullanarak bu olayları eğlenceli şekilde anlatan illüstrasyonlar ortaya çıkarmışlar.








Devamı hakkındaTarihi Olayların Yaşandığı Yıllara Sayılarla Gönderme Yapan Minimal İllüstrasyonlar …
İlk “Brexit” ve Arkasındaki Adam: Carausius
MS: 1. ila 5. yüzyıllara kadar Britanya (daha çok bugünkü İskoçya dolayları), Roma İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. İmparatorluğun batısındaki çevresinde konumlanmış bölgedeydi. Bölge halkı zaman zaman Roma’dan ayrılma, kendi otoritesini ilan etme girişimlerinde bulunuyordu. Bu olaylardan birinde, MS: 3. yüzyılda İngiltere, yaklaşık on yıl boyunca Roma İmparatorluğu’ndan çıktı. Elbette, Roma İmparatorluğu bugünün Avrupa Birliği’nden çok farklıydı ama bu olayı “brexit” olarak adlandırmak çok da yanlış olmaz.

Üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu, “Üçüncü Yüzyıl Krizi” olarak bilinen ekonomik, politik ve sosyal değişim dönemindeydi. Bu dönem, sınırları boyunca yoğun saldırılar ve isyanlar yaşadı, bölgede ciddi bir ekonomik kriz yaşandı. Devamı hakkındaİlk “Brexit” ve Arkasındaki Adam: Carausius …
Antik Mısır’da Mumyalama Nasıl Yapılırdı?
Antik Mısır’da mumyalama işlemi yaklaşık 70 gün sürerdi. Eski Mısır’ın profesyonel uygulayıcıları, binlerce yıldır beden ve ruhu ahiret için birleştirmek için bilim ve büyüyü harmanlamıştır. Mumyalamanın Mısır’ın iklim ve coğrafyasında derin kökleri vardır. En eski örnekler M.Ö. 4. binyıla kadar uzanır.

Mısırlılar, ölülerinin ruhlarının öteki dünyada dirilip yeniden bedenlerine döneceklerine inandıklarından bedenlerinin sağlam kalması amacıyla mumyalama işine büyük önem verirlerdi. Tahnit denen bu mumyalama yönteminde bugün ayrıntılı olarak bilinmeyen ilaçlar kullanıldı. Ölülerin kalp ve böbrekleri dışında kalan iç organları ve beyin (özel bir aletle burundan) alınırdı. Mumyalar ya taş lahitlere ya da çürümemesi için yağlanmış tahta tabutlara konulurdu. Mısırlılar, ilaçtan başka, mumyalama işinde reçine, talaş, zift ve bez, sodyum karbonat ve yağ kullandılar. Mısırlılar, insandan başka, kedi, köpek gibi hayvanları da mumyaladılar. Şaman geleneklerini sürdüren birçok toplulukta görülen mumyalama geleneği, Afrika’nın kimi yörelerinde bugün de sürdürülmektedir.
Devamı hakkındaAntik Mısır’da Mumyalama Nasıl Yapılırdı? …
Mısır’da Neolitik Döneme Ait Ritüel Görüntüleri Bulundu
Bonn Üniversitesi’nden araştırmacılar, Aswan yakınlarındaki nekropolde MÖ: 4. binyıla tarihlenen kaya kabartmaları buldu.

Antik Mısır’ın neolitik dönemine ışık tutabilecek bir keşif olan kabartamlarda küçük noktalar halinde şamanik betimler ve av sahnesi işlenmiş.
Qubbet el-Hawa’da 100 yılı aşkındır devam eden kazılarda seksenden fazla mezarlık bulunmuştur.
Bonn Üniversitesi’nden Elmar Edel 1959’dan 1984’e kadar nekropolisi araştırdı ve belgeledi.
Bonn’daki Mısır Müzesindeki eserlerin büyük çoğunluğu bu alandaki çalışmalardan geliyor.
Devamı hakkındaMısır’da Neolitik Döneme Ait Ritüel Görüntüleri Bulundu …
Mimarlık Üzerine On Kitap (De Architectura)
Antik çağdan elimize geçebilen mimarlık üzerine tek bilimsel eser olan De Architectura, mimarlık sanatının başta gelen eserlerindendir. Kitabın evrensel önemi ve içerdiği düşünsel yapı onu tek bir kültürün malı olmaktan çıkarmış, dünya klasikleri içinde bütün uygar insanların mirası yapmıştır.

“Mimarlık ve mühendislik konusunda klasik çağdan zamanımıza gelebilen tek bilimsel eser Vitruvius’un De Architectura’sıdır. On kitaptan, daha doğrusu on bölümden oluşan bu çalışmanın en önemli özelliği kendisinden önce yazılmış fakat kaybolmuş birçok Yunan ve birkaç Roma teorik ve teknik yayınlarının bir nevi özeti olması; ayrıca zamanın yapı geleneklerini Vitruvius’un kendi deneyimleriyle de bütünleştirerek bir bilgi oluşturmasıdır.”
Devamı hakkındaMimarlık Üzerine On Kitap (De Architectura) …
