Roma Tiyatrosunda 2 Bin Yıllık Yazıtlı Güneş Saati Bulundu

İtalya’daki Interamna Lirenas Antik Kenti’nde yer alan Roma tiyatrosunun kazısı sırasında, günümüze kadar çok az sayıda ulaşabilmiş 2.000 yıllık yazıtlı bir güneş saati bulundu.

Güneş saati, tiyatronun girişlerinden birinin önünü kazan ekip tarafından yüzü aşağı dönük bir vaziyette bulundu. Olasılıkla Ortaçağ ve Ortaçağ sonrası dönemde yapılacak olan yeni yapılar için tiyatro ve antik kentten materyaller toplanırken bu güneş saati burada bırakılmışt. Saatin tiyatroya ait olmadığı ve yakındaki forumda yer alan bir sütunun tepesinden söküldüğü düşünülüyor.

Cambridge Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Dr. Alessandro Launaro, “Bu tür güneş saat modellerinden toplamda yüz örnekten daha azı günümüze ulaşabildi ve bunlardan sadece bir avuç kadarında yazıt bulunuyor. Bu gerçekten özel bir keşif. Güneş saatini yaptıran kişiyi tanımlamamızın yanı sıra, yazıtın muhtemel tarihi ile ilişkili olarak, tuttuğu kamu ofisini de tespit edebildik.” şeklinde açıklama yaptı.
Devamı hakkındaRoma Tiyatrosunda 2 Bin Yıllık Yazıtlı Güneş Saati Bulundu

Kültürel Miras Tahribatının Popüler Kültür Öğelerinde İşlenmesi

Antik çağların ve arkeolojik alanların yağmalanması ve tahrip edilmesi, onlarca yıldır terör, çatışma ve istikrarsızlığa maruz kalan ülkeleri olumsuz etkiliyor.

Not: Bu makale “Uncharted: Lost Legacy” oyunu hakkında spoiler içerir.

Yakın tarihteki toplumsal olaylar ve bunların kaçınılmaz kültürel tahribatının yansımaları televizyon komedilerinden tiyatroya ve hatta video oyunlarına kadar uzanan popüler kültür unsurlarına konu olmuştur.

Suriye’deki Palmyra’nın tahrip edilmesi ve Irak’taki Musul Müzesi gibi imgeler, kültürel tahribatın savaşın bir silahı olarak nasıl kullanılabileceğinin simgesel hatırlatıcıları haline geldi.

Kültürel mirasa yönelik tehditler, akademik dergilerden ve politika belgelerinden ve dünyadaki milyonlarca izleyicinin evlerine doğru yol alıyor.
Devamı hakkındaKültürel Miras Tahribatının Popüler Kültür Öğelerinde İşlenmesi

Termal Hava Görüntüleri Arkeolojide Nasıl Bir Devrim Yaratıyor?

Dartmouth Koleji tarafından yürütülen bir araştırma, teknolojideki ilerlemeler nedeniyle en son hava görüntülerinin arkeolojiye nasıl etki ettiğini gösterdi.

Günümüz termal kameraları, ticari amaçlı araçlar ve fotogrametrik yazılımlar, saha verilerini toplamak için yeni olanaklar sağlıyor.

Arkeologlar yer altındaki kültürleri bulmak için uzun zamandır termal kızılötesi görüntüleri kullanıyorlardı. Bu arkeolojik özelliklerle ilişkili termal kızılötesi görüntüler, toprağın oluşumu, nem içeriği ve bitki örtüsü gibi çeşitli değişkenlere bağlıdır. Geleneksel yüzey araştırması yöntemlerine göre havadan yapılan termografi, çok daha kısa bir sürede çok daha geniş bir alanda alan verileri toplamayı mümkün kılıyor.

Günümüzün radyometrik termal kameraları, akıllı telefon veya tablet tarafından kontrol edilebilen, ucuz ve uçması kolay küçük uçaklarla birleştiğinde, hava termografisini daha doğru, kapsamlı ve erişilebilir hale getiriyor. Birden fazla hava görüntüsünün eşleştirilmesi, otomatik olarak görüntülerin hizalanması da önemli yenilikler.
Devamı hakkındaTermal Hava Görüntüleri Arkeolojide Nasıl Bir Devrim Yaratıyor?

Yamnaya Kültürü’yle İskandinavya’ya Yerleşen Terminoloji

5000 yıl önce, Yamnaya kültürü Hazar stepinden Avrupa’ya göç etti. Çoğu yerel dili de değiştiren yeni bir Hint-Avrupa dilini de beraberinde getirdi.

Dilbilimci, “tekerlek, vagon, at, koyun, inek, süt ve yün” gibi kelimelerin Hazar bozkırlarından Avrupa’ya göç etmiş olan Yamnaya halkına atfedilebileceğini kabul etmektedir. Göçebe Yamnayalılar, maddi kültürlerini yerli halklara tanıttı.

Dilbilimciler, Avrupa dilleri içindeki tüm sözcüklerin Proto-Hint-Avrupa kökenli olmadığını belirtiyor. Örneğin yerel kültürlerden Indo-Avrupa’ya dahil edilmiş olan “flora” ve “fauna” için kelimeler vardır.
Arkeolog Rune Iversen ve Kopenhag Üniversitesi’nden dilbilimci Guus Kroonen tarafından American Journal of Archaeology’de yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, M.Ö. 2.800’de Güney İskandinavya’da, böyle bir değişim için ideal bir ortam bulunmaktadır.
Devamı hakkındaYamnaya Kültürü’yle İskandinavya’ya Yerleşen Terminoloji

Mısır Belgelerindeki İşgalci “Gizemli Deniz İnsanları” Anadolu’nun Yerli Halkları Mı?

Afyon yakınlarında 1878’de bulunan Luwi dilindeki hiyeroglif deşifre edildi. Hollandalı ve İsviçreli bir grup arkeloğun yaptığı araştırma Bronz Çağı’nın sonlanmasında payı olan ve antik Mısır belgelerinde “gizemli deniz insanları” olarak geçen denizden gelen işgalcilerin Anadolu’nun yerli halkları olduğunu ortaya çıkardı.

Hollandalı ve İsviçreli arkeologlar yazıtın ‘Akdeniz arkeolojisinin en büyük bulmacalarından birine’ yanıt sağlayabileceğini belirtiyor.

1878’de 35 cm yüksekliğindeki kireçtaşı yazıt, Afyonkarahisar’ın 34 km kuzeyindeki Beyköy köyünde bulundu.

Fransız arkeolog George Perrot, köylüler kireç taşını bir caminin temelinde inşaat malzemesi olarak kullanmak için götürmeden önce üzerinde yazılanları kopya etti.

Bronz çağından kalan en uzun hiyeroglif olduğu belirtilen yazıt dünyada sadece birkaç kişi tarafından okunabilen Luwi dilinde.

Çalışma grubunda Luwi dilini dünya üzerinde okuyabilen 20 kişiden biri olan Dr. Fred Woudhuzien de bulunuyor.
Devamı hakkındaMısır Belgelerindeki İşgalci “Gizemli Deniz İnsanları” Anadolu’nun Yerli Halkları Mı?

Toronto Üniversitesi Sualtı Arkeologları, Kıbrıs’taki Antik Ticaret Yollarını İncelemek İçin Daldı

Toronto Üniversitesi’nden arkeolog Carrie Fulton ve ekibi Akdeniz Ticaret Yollarını araştırmak için Kıbrıs’ta yaptığı su altı araştırmalarını tamamladı.

Fulton ve beş kişilik araştırma ekibi, Akdeniz’de antik ticaret yolları bulmak için günlük dalışlar gerçekleştirdi.

Fulton ve ekibi, antik dünyadaki ticaret ağlarını, Tunç Çağı’ndan Erken Roma Dönemine kadar Akdeniz bölgesine odaklanarak inceliyor. Fulton, “Nesnelerin nasıl taşındığını ve nesnelerin farklı bölgelere hareket ettikçe oluşan kültürel değişimi inceleyerek ortaya çıkan etkileşimleri inceliyoruz” dedi.

Fulton’un şu anki araştırması, gemilerin yüzlerce yıl demirlediği güney-orta Kıbrıs sahil şeridine kıyısı bulunan Maroni-Tsaroukkas üzerine yoğunlaşıyor. Ticaret ağlarının bölgedeki işleyişi ve değişimi hakkında ipucu arayan gemi tarafından arta kalan taş blok demirlerini araştırıyor.
Devamı hakkındaToronto Üniversitesi Sualtı Arkeologları, Kıbrıs’taki Antik Ticaret Yollarını İncelemek İçin Daldı